Şehadet Çağrısı

Kapkaranlık hücrelerde Şehadeti bekleriz
Kalbimizde Tevhit ile
Göğsümüzde bir Mermiyle
Dilmizde Tekbirlerle
Şehadet isteriz YARAB
Şehadet bir Çağrıdır, Nesillere Çağlara
Şehadet bir Çağrıdır, Nesillere Çağlara
Mazlumlarız eziliriz zulümler görürüz biz
Müslümanız eziliriz işkence görürüz biz
Kalbimizde Tevhit ile
Göğsümüzde bir Mermiyle
Dilmizde Tekbirlerle
Şehadet isteriz YARAB
Şehadet bir Çağrıdır, Nesillere Çağlara
Şehadet bir Çağrıdır, Nesillere Çağlara
Koyularda Yusuf’uz biz, Kerbelada Hüseyin’iz
Ateşte İbrahim’iz biz, Denizlerde Musa’yız
Kalbimizde Tevhit ile
Göğsümüzde bir Mermiyle
Dilmizde Tekbirlerle
Şehadet isteriz YARAB
Şehadet bir Çağrıdır, Nesillere Çağlara
Şehadet bir Çağrıdır, Nesillere Çağlara
Yorum ( 6 ) Yorum yaz! Kalici Baglanti
<<Önceki Sayfa |1/2|
ŞEHADET MEVSİMİ

-Unuttuğumuz arzularımızdan-
Şehadet bir mekteptir, bir medrese. Orada ilimlerin en güzeli öğretilir; en dirisi, en canlısı, en can alıcısı ve gerçek can vericisi öğretilir.
Kolay değil bu mektepte okumak. Bitirmek ise hiç kolay değil. Senin gayretine, senin kabiliyetine bakmaz, "beratını"verecek "Zat". Fakat gayretsiz de hiç yaklaşamazsın o "berata"
Bu okul, şehadetle başlar: "Ben şehadet ederim ki kendisine iman edilecek hakiki ilah, Allah'tır."
Şehadetle devam eder: "Yine ben şehadet ederim ki Muhammed (sav) onun tabi olunacak resulüdür."
Şehadet mektebi, genelde hayatın bütünüdür. Onu her an her yerde bulabilirsin. Yeter ki son noktayı şehadetle koymayı arzula. Bunun için onu sadece dağlarda araman, onu kınından çıkmış bir kılıç darbesinde araman yersiz.
O, hayatın kendisidir. Yeter ki sen onu yaşamaya bak. Ham hayallerden uzaklaş. Eğer varsa nasibinde, o seni bulur. Zaten çok özel mekanlar da aramaz. Bazen bir dağ başında, bazen yağlı ilmeklerin ucunda, bazen bir zindan köşesinde, bazen bir ateş çukurunda... Yani, nerede hayatın canlandığı bir yer varsa orada. <******>******>
Şehadet mektebi, özelde kalptir, yürektir. Yürekli insanların okuduğu bir okuldur. Orada yüreği olmayanların yeri yok. Çoğu insan, göğüs kafesinin altında bir kalp taşıdığını sansa da o, bedene kan pompalayan bir uzuvdan başka bir şey değildir. Yürek odur ki insana gerçek hayatı ve o hayata anlam katacak her şeyi pompalar.
Şehadet, kurtuluş mektebidir.
Korkaklıktan kurtuluş...
Pintilikten kurtuluş...
Zilletten kurtuluş...
Oyun ve eğlenceden ibaret bir hayattan, dünya hayatından, deni bir hayattan, aşağı ve aşağılık bir hayattan kurtuluş...
Ölümden kurtuluş...
Şehadet, kurtuluşun kendisidir.
Diriliş mektebidir, şehadet.
Orada ölüm öğretilemez. Ölüm, sözlüklerde bile yer olmaz orada. Orada "yevmü'l-ba's" (diriliş günü) beklenilmez. Zira hep diridirler. Can verilir şehadetle, ölü ruhlara, ölü topluluklara, ölü hayatlara.
<******>******> Şehadet, akideyi diriltir, ameli diriltir.
Şehadet, dirilişin kendisidir.
Direniş mektebidir, şehadet.
Ölü bir hayata direniş...
Her türlü küfre, şirke ve nifaka direniş...
Zulmün her çeşidine, büyüğüne ve küçüğüne direniş...
Bütün zalimlere, Firavun ve Nemrutlara, zulüm düzenlerinin hepsine direniş...
Şeytana ve nefse, şeytanın ve nefsin davet ettiği her şeye direniş...
Dünyaya ve içindekilere direniş...
Şehadet direnişin kendisidir.
Ey şehadet taliplisi ! Rabbin senden beklediği:
Hayatı bir şehadet mektebine çevirmek. Hayatın her anında şehadeti bekleyebilmek, arzulayabilmek. Hayatı şehitçesine, şahitçesine geçirebilmek. Rabbine ve Rabbinin nimetlerine şahit olmak.
<******>******> Kış uykusuna yatmış ruhlarımızı, şehadet mevsiminden esen sıcak rüzgarlarla uyandırmak ve canlandırmak.
Ne mutlu Rabbinin elinden "şehadet beratı"nı alanlara !
Mehemmed Karamolla
© Rahle Dergisi
Yorum ( 7 ) Yorum yaz! Kalici Baglanti
<<Önceki Sayfa |1/2|
Bir aşk hikayesiydi bu...Şehadet aşkı

Merhaba çocuk...
sen belki duymadın hiç bu kelimeyi
senin duyduğun silah ve bomba sesleri
burda çocuklar oynarken yaşıtlarıyla birlikte
sen kafa tuttun tanklara elinde taşlar ile
onlar rahat yataklarda uyudular
sen evin önünde nöbet tuttun sabaha kadar
onlar özel okullara giderken
sen karşı koydun silahlara hiç çekinmeden
burda çocuklar oyuncak tabancalarla oynuyorlardı
zalimler sana uçakla saldırıyorladı
ölüm nedir bilmeyenler var burda
oysa ölüm her an burnumuzun ucunda
çiçek kokusu nedir bilmedin belki
senin bildiğin kan kokusu idi
kan kokusu barut kokusuna karışmıştı
bir aşk hikayesiydi bu...şehadet aşkı
herşey allah için, özgürlük içindi
Şehadet şerbeti içmek bir şerefti
açlıklar yaşadın zulüm gördün
aslında cennetti bu gördüğün
evet çocuk...
artık gelmeyeceksin belki buralara
görevin bitti...
ruhunu teslim ettin yüce mevlaya
arzun zaten buydu
"ölmek...allah uğruna"
annen şehit baban şehit
sen de artık şehit oldun
ey şehitoğlu şehit
...
Yorum ( 1 ) Yorum yaz! Kalici Baglanti
<<Önceki Sayfa |1/2|
ADIN ŞEHADET

Adınla büyü bebegim !!
Yaz ellerine bebeğim, gözbebeğine gözbebegine
Zulmün kara günlerini yaz belleğine, yaz belleğine
Kundağında gül bebeğim karçiçeğine, karçiçeğine
Sarsın seni yüce eller nur gömleğine, nur gömleğine
Adınla büyü bebeğim, adın şehadet, adın şehadet
Yolunda yürü bebeğim, yolun şehadet, yolun şehadet
Ey yüzünü ayışığı çizmiş çocuk
Anlı başlanmamış bir defter,
Bakışları bembeyaz bir gökyüzü olan
Bir gün elin kalem tutunca, yazacaksın yazını toz duman içinde
Karanlık kadınları, sevgisizlikten ölen anneleri
Kanserli bir serçenin yavaş yavaş tükenişini
Daha kirlenmemiş sözcükler, düzgün olmayan kelimeler
Çocukların mahzunluğunu balkonlarda
Acıdan dama atılan güneşlerı gördüm
Bilirim ölümler hep sana kalır,
Hep yorgun akan anne kucaklarını, esirgenmiş düşleri yazacaksın
Burada güneşin hep uykulara doğduğu eylemlerinde
Şeyh Said’e bak bebeğim, eylemlerine, eylemlerine
Aldanma asrın tağutı söylemlerine, söylemlerine
Yetiş bebegim son rasulün erdemlerine, erdemlerine
Büyü bebegim Said’lerin özlemleriyle özlemlerine
Adınla büyü bebeğim, adın şehadet, adın şehadet
Yolunda yürü bebeğim, yolun şehadet, yolun şehadet
Başka kardeşlerinide unutma
Yuvası yağmalanmış olanları
Ellerinden katıksız ekmeği alınanları
Sonra kurşun yemişleri
Bir gün elin kalem tutunca yazacaksın değilmi?
Yaz ki, alınlarında ihanet yazanların,
Secdeleriı altında kıbleleri kadına endeksli beyler untanır be çocuk
Bir gün utanır elbet
Ey yüzünü ay ışığı çizmiş çocuk gönül bağladım sana
Sen ki, kör, sağır, dilsiz olma hainlikler karşısında
Onları yazacaksın değilmi ellerin kalem tutunca?
Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti
<<Önceki Sayfa |1/2|
SÜMEYYE OLABİLMEK

Sümeyye!..
Ammarın annesi Sümeyye!..
Yasirin sevgili eşi Sümeyye!..
Müminlerin cefakar annesi Sümeyye!..
Ve...
Ve İslamın ilk şehidi Sümeyye!..
Son mübarek dinin, son mübarek peygamberin ilk şehidi...
Evet!..
Evet, türlü işkencelerden sonra Ebu Cehilin kalbine sapladığı mızrak ile şehadet şerbetini içen Sümeyye.
Kocası Yasir ve iki oğlu ile günlerce işkenceye maruz kalan Sümeyye! O, müşriklerden işkence gördü.
Ebu Cehil tarafından da şehid edildi. Kızgın Mekke kumlarının üzerine yatırılıp işkence edilen...
El ve ayaklarına dört deve bağlanan ve develer dört ayrı istikamete doğru sürülerek kolları ve bacakları un ufak edilen... Lat, Menat ve Uzza putlarına imana davet edilen kadın Sümeyye!
Allah ve Rasulüne olan imanından canı pahasına vazgeçmeyen... Ölümü sevgiliye kavuşmak istercesine severek karşılayan... Dünya ve dünyadaki nimetleri bir çırpıda reddeden... Küfür nizamının yıkılışını kanı ile çabuklaştıran... Ve bütün müminlerin annesi olma şerefine nail olan o güzel anne Sümeyye!..
Ebu Cehiller, Ebu Lehebler yine iş başındalar. Bu kez Sümeyyenin kızlarına musallat oldular. Zaten Sümeyye anne ta o gün bunları bizlere haber vermişti. Gördüğü işkenceler ile... Akıtılan kanları ile... Ve verdiği canı ile anlatmıştı bize.Kızlarıma sahip çıkın demişti.Sahip çıkın benim davamın takipçisi kızlarıma!..
Oğullarım Ammar ve Abdullah bana sahip çıktılar. Benimle beraber aynı zulüm ve işkenceleri metanetle karşıladılar. Siz de kızlarıma sahip çıkın diye haykırmıştı.
Dün Sümeyyeler bedel ödediler. Bugün de kızları bedel ödüyorlar. Günümüzün Ebu Cehilleri onları bir bir katlediyorlar! Gürüzler, Alemdaroğulları, Serterler ve ötekiler Sümeyyenin kızlarına zulmediyorlar.
Yani günümüzün Ebu Cehilleri!..
Sümeyyenin kızları yerlerde sürükleniyor. Otobüslerle toplanıp dağ başına atılıyorlar. İdam ile yargılanıyorlar. Hapsediliyorlar. Üzerlerine panzerler sürülüyor. Pompalı tüfeklerle katlediliyorlar.
Fakat Sümeyyenin oğulları ortalıkta gözükmüyorlar nedense! Neredesiniz ey Sümeyyenin oğuları? Nerelere kayboldunuz? Nazar mı değdi sizlere? Hangi delikte Allahın vaadini bekliyorsunuz? Çıksanıza ortaya! Korkmayın!.. İman edin!.. Allah herşeyden daha büyük ve güçlüdür. Çıkın ortaya artık! Çıkın!..
İman tazeleyin ve Sümeyyenin oğullarına yaraşır bir biçimde zulme karşı durun!.. Yılmayın.. Ürkmeyin... Dağılmayın...
Eğer Allaha inanıyorsanız, siz üstünsünüzdür. Korkaklık ederek zalimleri üstün hale getirmeyin! Size sesleniyorum anne ve babalar!.. Okulun önünde kızlarını döverek başlarını açtıran anne ve babalar... Kızlarını eve hapsedip, günde üç öğün dayak atan anne ve babalar...
Kızların namusuna tabelleş olan cebi dolu kodamanlar... Ben sana yardım ederim diyerek, sahte bir nikah ile kız çocukların namusuna tebelleş olan ve üç gün sonra da kapı dışarı eden dini bütün adamlar!...
Kızlarının davasına sahip çıkmayan anne ve babalar... Söyler misiniz, siz kimsiniz? Sizler kimin oğulları ve kızlarısınız? Sümeyyenin mi, yoksa Ebu Cehilin mi? Yoooo!.. Sizler asla Sümeyyenin kızları ve oğulları olamazsınız! Çünkü o südü bozuk kız ve oğlanlar doğurmadı.
Asla!.. Asla!.. Asla o haramzade çocuklar edinmedi. Sümeyyenin kızlarına zulmedenler!.. Sizler, olsa olsa Ebu Cehilin çocukları olabilirsiniz. Yanılıyor muyum acaba?.. Hadi, hayır bizler Ebu Cehilin oğulları ve kızları değiliz deyin! Diyemezsiniz... Aslınızı inkar edemezsiniz...
Ebu Cehilin izinde olmaktan vazgeçemezsiniz...
Ey Sümeyyenin elleri öpülesi kızları!.. Sizlere de yalvarıyorum! Siz de sahip olduğunuz iffet, namus ve şerefinize halel getirmeyin! Eğer kendinize sahip çıkmazsanız, bu Sümeyye annenin davasına ihanet olur. Huzur-u İlâhide sizlerden şikayetçi olurum.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun.
Yorum ( 2 ) Yorum yaz! Kalici Baglanti
<<Önceki Sayfa |1/2|
Şehadet günlüğünden...
Suyun içinde can çekişen güneşin son ışıklarını seyrediyor,ışıldayan kızıllığı çözmeye çalışıyordu.Gökyüzü mü kan ağlıyordu,yoksa şehidlerin buharlaşmış kanlarımıy dı,dağların başına çöreklenen kırmızı bulutlar?Okuyamıyordu dağlara,taşlara,kıyısında oturduğu denize yazılan bu kızıllığın hikayesini.Bugün de bulanıktı her günkü gibi,berraklık özlemi yine yarım kalmıştı.Hüzün türkülerinin yüzü elbet gülecekti.
Ayağa kalktı ta uzaklara baktı.Dalgalar el sallıyordu.Onlara mukabele etti.Deniz ellerini uzattı ama vicdansız kayalarda parçalanı verdi.Çiçekler gülümsüyordu kışlasına dönerken.Gurup vakti ufuklar kanlı kanlı bakıyordu yeryüzüne Esen tatlı meltemmiş gibi şehadet kokusu saçıyordu etrafa.
"Nerede kaldın Yusuf" diyen Reis'e "hiç denizi seyrettim biraz" diyerek karşılık verdi.
Bütün mücahidlerin başı önüne düşmüştü bu sözlerle.Çünkü deniz onların da dert ortağıydı çoğu zaman şehadet marşlarına eşlik eden dalgaları seyrederlerdi,çoşkuyla.
Bir musiki yayılırdı gecenin çığlığına.Bu müzik ziyafetine yıldızlar da katılırdı taa uzaklardan çırparak.Ve kuşlar orkestrası ile geceler muhteşem olurdu.
Ateş,etrafına topladığı mücahidlere ümit vaad ederdi.Çakallar,mücahid kamplarını ispiyon ederlerdi uluyarak.Baykuşlar sert sert çıkışırdı çakalların bu ihanetine.
Bulutlar yağmurlara yüklerdi yanık ezgileri.Şimşeklerin işaretiyle yağdıkları tek tek okurlardı.Kimi zaman hafif kimi zaman coşkun bir çağlayışıyla yağardı ezgiler.
Bir ana gibi bağrına basan çadırın altında herkes yorgunluğunu atmaya çalışıyordu.
Ezan vakti yaklaşmış olacak ki konuşmalar ağır ağır kesiliyordu.
Yusuf yavaşça kalktı.Ezan taşına çıktı.
"Allahu Ekber Allahu Ekber."Kaylardan gökyüzüne,denizden yıldızlra yansıyan ezan dağlarda dalgalanarak geri geliyordu.
Uzaklar deruni bir eda ile Allahu Ekber diyorlardı.Namazı huşu içinde kıldılar.Yüreklerindeki kasvet bulutları paramparça olmuş,
maneviyatları katmerleşmişti.Reis'in emriyle ateşin etrafına toplandılar.Bütün gözler onun dudağındaydı.Yutkundu,herkesi tepeden tırnağa süzdü ve ağır ağır konuşmaya başladı:
"Karargahtan haber geldi.Yarın düşmana yardım geiyormuş.Her an taarruza geçebilirler.Hazırlık yapın."Herkes sustu.
Kafalarda ki soru aynıydı.Erzaksız nasıl hazırlık yapabilirlerdi?Neye hazırlancaklardı?
Yoksa...
Herkes hazırlığa başladı.Nerede idi müslümanlar?Günlerdir niçin bir tek yardım eli uzatılmamıştı?Demek artık vakit gelmişti.Şimşek gibi bakışlarından okuyablirdinizkanlarının son damlasına kadar savaşacaklarını.Bir mırıltı şeklinde başlayan intikam marşı yavaş yavaş bir şelale gibi herkesin dudaklarından dökülmeye başladı.Yürekler şehadet egzersizi yapıyor,cesaret doruklara bayrağını dikiyordu.Ellerini kaldırmışlar yumrukları sıkmışlar söz veriyordu mücahidler"kanımızın son damlasına kadar yılmayacağımıza ve yıkılmayacağımıza..."
Sabah namazını müteakip başlayan saldırı bütün şiddetiyle akşama kadar sürdü.
Semayı barut kokusu sarmış,toz toprak birbirine karışmış,dağların,semanın şahitliği önünde bir mücahid destanı daha yazılmıştı.
Şehid kanları toprağın damarlarına karışıyordu.Ufuk kızıllığıyla,kara toprağa eşlik ediyordu,tıpkı son birkaç günkü gibi.Şehidler güller misali arzın bağrında açmaya hazırlanıyordu.
Yusufçuk kuşları laleler dalgalar hep bir ağızdan Yusufun ezgilerini söylüyorlardı.
Yazın kayalar meydanlardaki coşkumuzu
Şehid kokuları kaplar ufkumuzu
Gül tarlasında binlerce şehid yatar
Bir avuç mücahid bin kişilik destan yazar.
Rabbim bizleri onların şefeatine nail kılsın...
Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti
<<Önceki Sayfa |1/2|
ŞEHADET ARZUSU
ÇAĞIRIRSIN burdan indirerek dinleyebilirsiniz...
Yiğidim.. Seninle birlikte zafer şarkılarını ben söylemek isterdim..
Bende isterdim seninle bir dağ gibi yıkılmayı..
Buram buram kokan lalelerin arasında..
Ve yeniden el ele, omuz omuza.. Yeni bir kıyamdan.. Nehirleri gibi çağlayarak..
Bir daha, bin defa.. Onun için, onun adıyla, onun adına.. Şehid olmayı..
Bana ağıdını yakmak..
Özleminle yanıp bilenmek, direnmek, kavuşmak için ağıdını yakmak kaldı yiğidim..
Bir ağıt ki yıkılmaz yüreğim.. Sarsılmaz imanım..
Tarifsiz umrumdan, sinelere kurşun kurşun, şimşek şimşek, kor kor işleyen..
Bir ağıt ki hasretin, özlemin, dillerde dolaşan çağrı..
Çağırırsın, çağırırsın ey şehid
Çağırırsın şehitler diyarına
Çağırırsın yoluna sen bizleri
Şehadete ve Resulün katına
Çağırır Resul, çağırır şehid yanına
Çağırırlar şehidler diyarına
Çağırır hamza çağırır ömeri
Çağırır huseyinlerin, bilallerin
Vazgeçemem Resulden, şühedadan
Yolum onların yoludur giderim
Çağırır Resul, çağırır şehid yanına
Çağırırlar şehidler diyarına
Şüheda olsunda benim önderim
ALLAH için canımdan geçerim
Zalim ateşi beni yaksada
Resulün elinden kevser içerim
Çağırır Resul, çağırır şehid yanına
Çağırırlar şehidler diyarına
Yorum ( 1 ) Yorum yaz! Kalici Baglanti
<<Önceki Sayfa |1/2|
REYHAN KOKULU ŞÜHEDA...

REYHAN KOKULU ŞÜHEDA...
Bizler hayranıyız İslam'ın güler yüzüne...
Yolunda olsaydı da vereydı da binlerce kez bu canı...
Bekledik onu hasret ve umutla,
Bir türlü gelmiyordu o kutlu saadet devri...
Meğer yolu dikenlere kaplıymış...
Olsun kurtuluş islam Nuru olduktan sonra,
Reyhan kokulu şüheda gülsün yüzümüze....
Yorum ( 1 ) Yorum yaz! Kalici Baglanti
<<Önceki Sayfa |1/2|
DAVA
Dava Bilal gibi kızgın kumlara ve taşlara rağmen ALLAH diyerek ölmektir...
Dava Yusuf gibi imtihana göğüs germek...
Köle olarak girdiği zindandan Peygamber gibi çıkmaktır..
Hamza gibi binlerce can feda etmektir...
Dava Halit bin Ziyat gibi şehitlere karışmak....
Dava Ebu Bekir gibi sadakat ister...
Cenneti değil yalnız ALLAHın rızasını diler...
Dava sahabe açken karnına iki taş bağlayan peygamberin davasıdır....
Dava atılan taşları tutup güller sunmaktır....
Dava düşman olarak girilen kapıdan dost çıkmaktır...
Dava bırakılan emaneti canı gibi korumaktır...
Dava Sümeyyenin örtüsü için canını vermesi ALLAHa canlarla gitmesidir...
Dava adaletin sevginin aşkın dostluğun sadakatin annesidir..
Dava yüz yaşında bile olsa ALLAHtan şehadeti dileyen Ebu Eyübel Ensarinin mücadelesidir...
Dava ezanlarda tek yürek olmak secdelerde ALLAHa varmaktır...
Ebu Cehillere dur deme... Zalimlere göğüs germe...
Zülme direnme haklının yanında haksızın karşısında olmaktır...
Bu dava gönül ister çokluk değil,birlik ister bu dava yüreğiyle Sevgiyle devleşerek iman ister...
Dava safını belirlemek imanını güçlendirmek senin rızan için bende buradayım Ya Rabbi diyebilmektir..
Dava çakıl taşları kadar denizler kadar çok günahı bile olsa onu affederek bir ALLAHa sahip olduğunu bilme davasıdır....
ALLAH (cc)sabrınızı daim, azminizi baki, Davanızı mübarek kılsın... (amin)
Yorum ( 1 ) Yorum yaz! Kalici Baglanti
<<Önceki Sayfa |1/2|


